BİZE ULAŞIN
+90 (216) 348 90 97
A'dan Z'ye Alerji / Türkiye Gazetesi Ropörtajı

1- Her 5 çocuktan biri alerjik diyorsunuz? En önemli alerji kaynakları neler? Neden bu kadar çok çocuk alerjik doğuyor?

Günümüzde çocuklarda en sık alerjiye neden olan maddeler yaşla ilişkili olarak değişmektedir. İlk 3 yaş çocukların ilk ve en yoğun temas ettiği madde gıdalar olduğundan bu yaş döneminde en sık gıda alerjileri gelişir. Gıdalar içinde en sık alerjiye neden olanlar ise inek sütü ve benzeri hayvansal sütler, yumurta, buğday ve diğer tahıllar, balık ve deniz ürünleri ile fıstık, fındık,ceviz gibi kuru yemişlerdir. Çocuklar zamanla gıda alerjilerine kısmen tolerans geliştirse de alerjik vücut yapısı değişmez ve devam eder. Dolayısıyla gıda alerjileri 3 yaşından sonra yerini sıklıkla ev tozu alerjisi, küf ve polen alerjisine bırakır. Bu maddeler solunum yolundan etki ettiği için neden oldukları alerjik hastalık tablosu alerjik astım bronşit ve alerjik nezle şeklinde olur. Ülkemizde her 10 çocuktan birisi astım tedavisi almaktadır.

Çocukların bu kadar sık alerji olmalarının nedeni son yüzyıl içinde insanlığın her geçen gün daha fazla doğadan uzaklaşması olarak görülüyor. Doğadan uzaklaşan çocukların toprakla teması kesildikçe kendisiyle dost olan ve bağışıklık sistemini güçlendiren mikroplardan uzaklaşır. Bu bağışıklık sisteminde bir dengesizliğe yol açar. Son yıllarda bağışıklık sistemindeki bu dengesizliğin sadece alerji değil, diyabet, çölaik, tioidit gibi birçok otoimmun hastalığa da neden olduğu biliniyor. Öte yandan modern yaşamın getirdiği hava kirliliği ve kimyasal teması da alerjiye neden olan etkenler olarak görülüyor.

Günümüzde çocuklarda bu kadar sık alerji görülmesinin en önemli nedenleri içinde kötü beslenme yatıyor. doğal beslenmeden uzak paketli fast food gıdaya yönelen çocuklarda gün geçtikçe daha sık reflü hastalığı yaşanmaya başladı. Reflü mideden yukarı asit kaçağı olduğundan bu asitli içerik solunum sistemine kaçarak astıma neden oluyor. Özellikle kakaolu çikolatata, gofret, kakaolu süt, kakaolu gevrek veya kakaolu fındık ezmesi gibi gıdalar içeriğindeki yüksek kafein miktarı ile çocukların mide başını gevşetiyor. Bir çok çocuk hiç farkında olmadan sadece bu nedenden ötürü astım sorunu yaşıyor. Bu şeklide beslenen çocukların atze sebze meyveden gelen vitamin ve minerali alamıyor olması da bir diğer neden. Bu şekilde zayıf kalan bağışıklık sistemi bir de güneş görmeyen okul, kreş gibi kapalı alanlarda yaşamla birleştiğinde alerji ve astım kaçınılmaz oluyro.

2- Çocuklukta alerjisi olmayan birinin ileri yaşlarda alerjisi çıkabilir mi?

Alerji genetik bir hastalıktır. anne ya da babadan birinin alerjik olması halinde çocukta alerji riski yüzde 25, ikisinde birden olduğunda ise yüzde 50 olmaktadır. Ancak genlerimizde taşıdığımız her özellik hastalık yapacak diye bir şey yoktur. Genleri aktif hale, yani hastalık yapar hale getiren çevre şartlarıdır. Bu durumu çevre-gen etkileşimi, diğer adı ile epigenetik bilimi ile izah ederiz. Genetik olarak risk altında olup alerjiye neden olma olasılığı olmayan bir çevrede bulunmak hayat boyu alerjik hastalık olmadan yaşamla sonuçlanabilir. Öte yandan genetik olarak alerji riski düşük bir çocuk alerjiye neden olma olasılığı yüksek bir çevrede kısa sürede alerjik hastalık geliştirebilir. Bu nedenle alerji her yaşta ortaya çıkabilir.

3-Alerji aşısından söz ediyorsunuz. Bu aşı ne zaman yaptırılmalı? Yaygın mı?

Alerji aşı tedavisi 100 yıllık bir geçmişe sahip bir tedavidir. Ancak son yirmi yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak iğne aşı şeklinde yapılıyordu. İğne şeklinde olması ve alerjik maddenin hızla kana karışıyor olması nedeniyle alerjik yan etkilerin sık görülmesi bilim çevrelerini alerjik yan etkisi olmayan yeni tedavilere yönlendirdi. Bu çalışmalar sonucunda dilaltı aşı tedavisi geliştirildi. Dil altı aşı tedavisinde sadece kişinin alerjik olduğu madde bulunur. Dilaltında yavaş yavaş artan dozlarda emdirilen bu maddeye zamanla vücudun alışması sağlanır. Dolayısıyla alerjik olunan madde ile temas edilse bile alerjik hastalık görülmemeye başlanır. Günümüzde alerjinin tek kökten çözümü kabul edilen dil altı aşı tedavisi dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. şu an için Avrupa’da aşı tedavilerinin yüzde 60’dan fazlası dilaltı yoldan uygulanmaktadır.

Üç yaşından sonra güvenli bir şekilde uygulanan tedavinin ilk dozu doktor kontrolünde diğer uygulamalar evde aile tarafında haftada 4-7 gün arası değişen sıklıkla yapılır. En az 3 yıl en fazla 5 yıl süren bu tedavi yavaş bir süreçtir. İlk aylarda sıklıkla hastalığı kontrol altına almak için astım ilaçları ile birlikte kullanılır. zamanla aşı etki ettikçe ilaçlar kesilir, çocuk ilaçsız da iyi kalır. dil altı aşı tedavisi olmaksızın ilaç tedavisinin kesildiği hallerde sıklıkla hastalık yineler. özetle alerji ilaçla geçmez sadece baskılanır. alerjiyi gittiği anormal rotadan döndürecek tek tedavi yöntemi en güncel hali ile dilaltı aşı tedavisidir.

4- Anneler çocuklarının alerjik olmaması için doğum öncesi, hamilelik sırasında ne yapmalı?

Annelerin gebelikte sigara kullanmasının bebeğin akciğerlerinin zayıf, bronşlarının dar doğması ile sonuçlandığı biliniyor. Bu nedenle ilk uygulama gebelikte sigara kullanımının bırakılması olmalıdır. Öte yandan çocukların bağışıklık sisteminin dengeye oturmasının annenin gebelikte doğa ile iç içe yaşaması ile ilişkili olduğu biliniyor. Çiftlik ortamında hayvanlarla ve toprakla temas içinde yaşayan annelerin bebeklerinde daha az alerji görülüyor. bu durumun kısmen annenin kendi sağlıklı dost bakteri dengesini koruması ile ilişkili görülüyor. Annenin bağırsaklarındaki ve bunun uzantısı kabul edilen vajinasındaki dost bakteriler ne kadar yoğun ve dengede ise çocukta doğumdan sonra alerjik hastalık da o kadar az görülüyor. Bu nedenle annenin kendi dost bakteri florasını dengede tutmak için bu bakterilere zarar verecek antibiyotik, alkol, klor, şeker gibi maddelerle teması azaltması, probiyotik içeren evde mayalanmış yoğurt ve kefir tüketmesi önemlidir. Çocukların doğumdan itibaren annenin sağlıklı vajina mikropları ile tanışması ve kendi bağışıklık sistemini dengelemesi için de sezaryen değil normal doğumun tercih edilmesi gerekir. annenin hamilelikte bol taze meyve, kuruyemiş, tam tahıl ve baklagiller, zeytinyağı, balık ağırlıklı beslenmeye ağırlık veren Akdeniz mutfağı ile beslenmesi alerji ve astımdan koruduğu bilinen tek beslenme şeklidir.

5-Erişkinler alerjiden korunabilir mi?

Erişkinlerin de alerjiden korunmak için aynı çocuklar gibi bağışıklık sistemini destekleyici yaşam tarzı geliştirmesi çok önemlidir. paketli, hazır gıdalardan uzak durmak ilk adım olmalıdır. Akdeniz mutfağı gerek çocuk gerekse erişkinleri alerji ve astımdan koruyan tek beslenme şekli olarak görülüyor. Bol taze meyve sebze, tam tahıl, kuruyemiş, baklagilleri tüketmek, hayvansal gıda miktarını azaltmak, alkol ve şeker tüketimini azaltmak, probiyotikten zengin yoğurt kefir tüketmek çok önemlidir. Reflüye neden olacak kahve kakao kola gibi gıdaların erişkin beslenmesinde çok az yer tutması gerekir. benzer şekilde reflüden korunmak adına yatmadan önceki 3 saat yemeğin kesilmesi erişkinleri astımdan koruyacak önemli yaşam tarzı değişiklikleridir. Hem erişkinler hem de çocuklar bağışıklık sistemini güçlendirecek güneş temasını ihmal etmemelidirler. D vitamini güneş sayesinde cildimizde üretilir. Alerjiden koruduğu bilinen bu vitaminin güneş dışında bir kaynağı yoktur.

Ayrıntılı bilgi için: Kaynak kitap

“Çocuklar ve Alerji “ Doğan Kitap

Çocuklar ve Alerji

Kitaba göz atmak için tıklayın

FACEBOOK SAYFAMIZ

INSTAGRAM