Prof. Dr. Yonca Tabak Cevapladı: Çocuklarda Alerji Hakkında Annelerin Kafasına Takılan 8 Soru

Alerji, hem minik kuzuna hem de sana hayatı dar ediyor değil mi? Senin gibi alerjisi olan çocuk annelerinin en çok merak ettiği soruları Çocuklar ve Alerji kitabının yazarı Prof. Dr. Yonca Tabak'a sorduk.

1984'te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde başlayan tıp eğitimini, 1998'te Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Çocuk Alerjisi Uzmanı unvanıyla devam ettiren Yonca Tabak, 2002'de doçent, 2008 yılında da profesör olmuş. 2014'te çıkardığı Çocuklar ve Alerji kitabı ise bu yazıda olduğuna göre mutlaka okuman gereken bir rehber.

Daha detaylı sorulara indiğimiz ikinci bölümü de buradan okuyabilirsin: Prof. Dr. Yonca Tabak Röportajı: Çocuklarda Alerjiyi Tetikleyen Faktörler ve Tedavi Yaklaşımları

1. Çocuğun neye alerjisi olduğunu nasıl anlarız? Hatta bir de şöyle soralım: Çocuğun alerjisi olup olmadığını nasıl anlarız?

Çocuklarda alerji, kendini çok değişik şekillerde belli edebilir. Bu belirtiler yaşa göre farklılık gösterebilir. Örneğin çocuk ilk doğduğunda alerji kendini;

  • Yanaklarda kızarma,
  • Kuruluk,
  • İsilik benzeri döküntü şeklinde belli eder.

Eğer alerji ilerlerse bu yanaklardaki egzama hali bütün vücuda yayılabilir. Kafada konak ve pişik oluşturabilir.

Minik kelebeğinin böyle bir sorunu varsa mutlaka oku: Bebeklerde Egzama (Atopik Dermatit) Hakkında Bilmen Gereken Her Şey

Çocuk 3 yaşına gelip de yuvaya başladığında ise bu kez;

  • Geçmeyen, uzayan soğuk algınlıkları,
  • Burun tıkanıklığı,
  • Geçmeyen sümük ve geniz akıntısı şeklinde belirtilerle karşılaşılır.

Yine eğer bu durumun önü alınmaz alerjiye yönelik bir araştırma ve önlemde bulunulmazsa, bu kez bu uzayan enfeksiyonlar göğse inme dediğimiz duruma çevirir. Gece uyutmayan öksürükler, göğüste hırıltı ve nefes açıcı buhar tedavilerine yanıt veren, bunlarla ancak rahatlayan alerjik astım bronşit atakları yaşanmaya başlanır.

Genellikle aileler okul enfeksiyonlarını normal kabul ettiği için ancak durum bu kadar ilerlediğinde çocuk alerji uzmanına başvurur. Ancak aslında eğer daha uzayan ve bir türlü geçmeyen okul enfeksiyonları safhasında önlem alınıp tedavi edilmiş olursa alerjinin astım ataklarına dönmesi engellenebilir.

Bu noktada ailelerin 10 günü geçen ve tam olarak iyileşmeyen, “sıfır burun tıkanıklığı, sıfır burun akıntısı, sıfır balgam” düzeyinde bir iyiliğin kış boyu yaşanmadığı durumlarda “Bu okul enfeksiyonları herkeste var, sınıfta bütün çocuklar hasta.” demeyip erken safhada çocuk alerji uzmanlığına başvurması gerekir.

Tıkalı burun beslenme ve uyku düzenini de etkileyen bir şey. Her şeyi öğren: Gel Nefes Gel: Bebeklerde Burun Tıkanıklığı Hakkında Her Şey

2. Alerji genellikle kaç yaşından sonra sona erer?

Ben bu soruya “Alerji geçmez, şekil değiştirir.” şeklinde cevap veriyorum. Doğumdan sonraki ilk yıllarda egzama ve gıda alerjisi şeklinde başlayan alerji, ilkokul çağında ağırlıklı olarak ev tozu alerjisine, ergenlik çağında ise polen alerjisine döner.

Gıda alerjisi çoğu kez geçmiş gibi görünse de sorumlu alerjik gıdaya kısmi reaksiyon içten içe devam edebilir. İlkokul çağında sadece ev tozu alerjisi varken ergenlikte hem ev tozu hem polen alerjisi şeklinde bir tablo ile karşılaşılabilir. Özetle, alerji çoğu kez kartopu gibi büyüyerek devam eder.

Gıda alerjisi için 3 yaşında geçiyor şeklinde yayılan bilgi, eksik bir bilgidir. 3 yaşında geçtiği iddia edilen süt ve yumurta alerjileri %50 çocukta geçer. Yani iki çocuktan birinde devam eder. O yüzden bu bilgiyi genellemek doğru değildir.

Alerjinin devam ettiği çocuklarda gıda alerjisinin ortaya çıkış şekli de şekil değiştirir.

  • İlk yıllarda ağırlık egzama şeklinde iken ilerleyen yıllarda gıda alerjisine bağlı reflü ve bunun yol açtığı solunum yolu hastalıkları, sinüzit ve astım daha ön plana geçer.
  • Astım ile ilgili de ergenlikte geçtiği şeklinde bir bilgi vardır ama bu da eksiktir. Yine tekrarlayan alerjik bronşit atakları yaşayan 2 çocuktan 1’inde astım, ergenlikte belirti vermemeye başlar ancak bu çoğu kez alerji ortadan kalktığı için değil, çocuğun akciğerleri ergenlik nedeniyle erişkin boyutuna ulaştığı ve bu nedenle daha az daraldığı içindir.
  • Astım geçmiş gibi görünse de çoğu zaman alerji devam eder ve 30-40 yaşlarında pek çok erişkinde yeniden belirti vermeye başlar. Bu yönde alerjik vücut yapısının ömür boyu devam eden bir süreç olduğunu bilmek, ilerleyen yaşlarda çeşitli şekillerde ortaya çıkış halleri ile ilgili bilinçli olmak, hastalığı erken safhada yakalayıp tedavi etmek açısından önemlidir.

Bunu da oku: 6 Soruda Bebeklerde Gıda Alerjileri Hakkında Merak Ettiğin Her Şey!

3. Alerji riski yüksek gıdalar hangileri?

Gıda alerjilerinin yüzde doksanından beş ana gıda sorumlu bulunmuştur.

  1. İnek sütü ve süt ürünleri,
  2. Yumurta,
  3. Buğday vb tahıllar,
  4. Kuru yemişler,
  5. Balık.

Tabii bunlarla çapraz reaksiyona girebilecek, inek eti ve tavuk eti de özellikle bebeklerdeki gıda alerjilerinde diyetten çıkarılan gıdalar içinde yer alır.

4. Sizin hastalarınızda en sık karşılaştığınız alerji türleri hangileri?

Çoğunlukla en sık ev tozu alerjisi,
Çimen-çayır otu poleni alerjisine bağlı alerjik astım bronşit ve alerjik rinit,
Gıda alerjisine bağlı alerjik egzama ve reflü.

Tabii bunların dışında tekrarlayan sinüzitler, alerjik geniz eti büyümesi, geçmeyen burun tıkanıklıkları ve balgamlı öksürükler de yer alıyor ve bunların hepsinin de nedeni alerji olmuyor.

Bağışıklık yetersizlikleri, burun kemiği eğrilikleri, alerji dışı reflü tabloları da aynı alerjinin verdiği belirtilere yol açabildiği için durumun altta yatan nedenleri araştırılırken bunlar da göz önünde bulunduruluyor ve alerji dışı teşhisler konabiliyor.

5. Alerjik astım ve reflü arasında nasıl bir bağlantı var?

Bu anlamda astımın tanımı çok önemli. Alerjik astım bir hava alamama değil; hava verememe hastalığıdır. Yani astımda daralan bronşlardan akciğerlere giren hava dışarı atılamaz. İçerde hava hapsi olur. Dolayısıyla akciğerler aşağıdan yukarı genişler ve göğüs kafesi ile karın boşluğunu ayıran ve mide başını sarıp yemeklerin yukarı kaçmasını engelleyen diyafram kasını aşağı iter.

Diyafram aşağı itilince de mide başını yeterince saramaz ve mideye giren yemekler yemek borusundan yukarı kaçmaya başlar. Bu durumun adı reflüdür. Reflü, astımın bu doğası gereği astımlı çocukların %80-90’ında mevcuttur. Astım reflüye neden olduğu gibi reflü de mide özsuyunun akciğerlere kaçması sonucu astımı kötüleştirir. Dolayısıyla, tedavi bu durum göz önünde bulundurularak yapılmazsa astım tedavisi başarısız kalır.

6. Alerji çocukta büyüme/gelişim geriliğine neden olur mu?

Alerji tek başına çocukta büyüme geriliğine neden olmaz.

Ancak alerjinin ortaya çıkış şekli eğer alerjik astım şeklinde ise,

  • Çocukta ağır astım atakları yaşanıyorsa,
  • Çocuğun gece uykuları ve beslenmesi bu nedenle bozuluyorsa büyüme geriliği görülebilir.

Özellikle alerjik nezle ciddi burun tıkanıklığına ve tekrarlayan sinüzitlere neden olur. Gece boyu burun tıkanıklığı nedeniyle çocuk defalarca soluksuz kalarak uyanır.

Öte yandan astım atakları özellikle gece sabaha karşı gelir ve çocuğu öksürükle uyandırır. Büyüme hormonu çocuklarda gece uykuda salınır ve bu uyku bozukluğu, büyüme hormonu salgılanmasını aksatır.

Alerjide görülen büyüme geriliği çoğu zaman alerjiyi tedavi eden kortizonlu sprey ilaçlara bağlanır ve çoğu zaman bu korku ile tedavi uygulanmaz; ancak bu böyle değildir. Kortizonlu astım spreyleri mikrogram yani çok düşük dozda kortizon içermektedir ve bunların uzun yıllar kullanılsa bile büyüme geriliği yapmadığı kanıtlanmıştır. Tam tersine hastalığın kendisi yani ağır ve kontrolsüz astım tedavi edilmediğinde büyüme geriliğine neden olmaktadır.

Bu nedenle eğer gece uyutmayan öksürükler nedeniyle evde sık sık buhar tedavisine başvurmak gerekiyorsa ailelerin bir an evvel hastalığın kökten çözümü yolunda bir tedavi sürecine başlaması önemlidir.

7. Alerjiye karşı özel beslenme programı nasıl sonlandırılmalı? Diyet açma süreci nasıl olmalı?

Alerjik tablodan sorumlu gıda, testlerde saptanmışsa veya deneme yanılma usulü ile sorumlu gıda tespit edilmişse, tabii hemen bu gıda diyetten çıkarılır. Ancak diyetin geri açılması aşamasında testlerin negatifleşmesi esas alınmaz. Testler negatif olsa bile çocukta alerjik tepki devam edebilir. Bu yönde klinik belirtilerin varlığı gözlenmelidir. Asıl sorun bu noktada çıkmaktadır.

Çoğu çocukta gıda alerjisi ilk belirtisini atopik egzama şeklinde veya benzeri bir cilt döküntüsü şeklinde verdiği için çoğu aile eğer döküntü olmuyorsa o gıdayı tolere ediyor şeklinde yorumlar tabloyu ve diyeti iyice açar. Oysa hangi belirtilerin takip edileceği uzmanlık ister.

Gıda alerjileri çoğu zaman cilt tutulumu ile birlikte mide bağırsak sitemini de tutarak reflüye neden olur. İlla ki bariz reflü olması gerekmez, sadece iştahsızlık, ses kısılması, ağız kokusu gibi belli belirsiz bulgularla seyreden reflü durumları vardır. Bu sessiz reflü atakları sonucunda çocukta ateş, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük gibi durumlar gelişebilir.

Dolayısıyla bir gıdanın çocuğa dokunmadığını söyleyebilmek için cilt reaksiyonunun yanında reflü bulgularının da olmadığından emin olmak gerekir. Bu noktada çocuk alerji uzmanlığının yakın takibinde gıda açma yapılması gerekir. Aksi takdirde gizli reflü sonucu astım gelişme riski doğar.

8. Emziren anne diyet yaptığında sütünün besin değeri düşer mi?

Tabii, emziren annelerden çocukta gıda alerjisi şüphesi doğduğunda bazı ana gıdalar kesilir. Ancak bunların yerine mutlaka dokunmayan alternatifler konur. Anne sütünün kalitesi bu anlamda çok fazla etkilenmez.

Sonuçta etini, sebzesini, meyvesini yiyen bir annede bir eksiklik olmaz. Sadece anneye mutlaka kalsiyum takviyesi yapılması gerekir ki bu zaten anne diyet yapsın yapmasın şarttır. Ancak diyet ve kısıtlanma hissi çoğu zaman anneleri psikolojik olarak yıpratmaktadır. Bu durum anne sütünün miktarına etki edebilmektedir.

Ayrıntılı bilgi için: Kaynak kitap

“Çocuklar ve Alerji “

Genişletilmiş ve Güncellenmiş Yeni baskı

Doğan Kitap

Çocuklar ve Alerji

Kitaba göz atmak için tıklayın

FACEBOOK SAYFAMIZ

INSTAGRAM